14622,27%-0,60
43,05% 0,04
50,36% 0,14
6106,52% -0,85
10074,83% -0,91
Bazı CHP, İYİ Parti, YRP, Anahtar Parti derken; partili vekiller, belediye başkanları, il ve ilçe başkanları yönetimleriyle birlikte AK Parti’ye geçiyor. CHP Genel Başkanı bir hafta önce Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı Avrupa’ya şikâyet edip İngiltere’den medet umuyor; bir hafta sonra çıkıp “Cumhurbaşkanımızı kimseye yedirmeyiz” diyor. Sosyal medyada “Önümüzdeki seçimleri almamız gerekiyor, yoksa kalan otuz yılımızı cezaevinde geçiririz.” dediği dolaşıyor. Mezarlıkta çilingir sofrası kuruluyor. Ülkede açlık sınırı 45 bin TL’nin üzerinde deniyor. Devletin zirvesi yeni asgari ücreti 28 bin küsur TL olarak açıklıyor. Cumhurbaşkanımız “Vatandaşı ekonomiye ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz.” diyor.
Peki soruyorum:
28 bin TL asgari ücretle, ülkenin en ucuz kirası 20 bin TL’ye dayanmışken, yeme-içme, ulaşım, elektrik, su, doğalgaz artık lüks olmuşken bu vatandaş nasıl ezilmiyor? Kimin kim olduğu, kimin nerede durduğu belli değil. Halk uyanık ama vekiller uyur hâlde mi? Yoksa vekillerle halk ayrı ülkelerde mi yaşıyor? Gerçekleri haykırıyoruz diye şimdi de “Yalçın Kaynak hain olmuş” diyenler çıkar. Buradan açıkça söylüyorum: Ben ne hainim ne de at gözlüğüyle gezenlerdenim. Üç maymunu hiç oynamadım. Devlet düşmanı hiç olmadım.
Çamur atan önce kendi eline baksın
Ben kalbimi çok iyi biliyorum; kalpleri benden de iyi bilen Allah zaten biliyor. Kimin hakkımda ne düşündüğü umurumda bile değil. Kim ki bu yazıdan rahatsız olup bana şuursuz yakıştırmalar yapacaksa, bilinsin ki kendini ele vermiştir. Çamur atan, eline baksın; ilk çamuru karşıda değil, kendi elinde görecektir. Evet, etrafımız ateş çemberi. Kan emiciler dört bir yanımızı sarmış. Buna eyvallah… Ama bu ülkenin bütün sıkıntılarını yüz yıldır gariban vatandaş çekiyor. Son 25 yıldır da öyle. Savunma sanayii, havaalanları, otoyollar, tüneller, hızlı trenler, yerli otomobil… Adı ne olursa olsun, yapılan her büyük hamlenin bedelini emekçi ödüyor, işçi ödüyor, emekli ödüyor. Ama ne hikmetse; katmerli maaşlar, en lüks araçlar, en lüks tatiller, en lüks uçaklar, en lüks restoranlar hep üst tabakaya… Vekile, bürokrata, ayrıcalıklı kesime bol kepçe.
İşçiye, emekçiye sıra geldi mi imkanlar sınırlı
İşçiye, emekliye gelince: “Ekonomi zor, şartlar ağır, imkânlar sınırlı.” Üç kuruşu lütuf gibi sun, üstüne bir de “Verdim, vereceğim.” diye bekletirken o arada üç harfli soyguncu marketleri uyandır; sen zam açıklayana kadar akşamdan sabaha etiket değiştirme mesaisi yaptırsınlar. Bırakın artık bu işleri. Hiç olmazsa insanları keriz yerine koymayın. Bu bir isyan değil; bu bir hak arayışıdır. Bu bir düşmanlık değil; bu, bu ülkenin yükünü çeken milyonların vicdan çağrısıdır. Ve bu ses susturulamaz.
Not: Eğer bu durum böyle giderse, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de 2024 yerel seçimlerinde sandığa giden seçmen belirlediği gibi, sandığa gitmeyen seçmen belirleyecek. Bence bir an önce kendinize gelin ve eleştiri yapan, yorum yapan insanları hain ilan edeceğinize, içinizdeki hainleri açıklayın da millet de rahatlasın.
Saygılarımla...