Siyaset
Giriş Tarihi : 11-12-2020 11:12   Güncelleme : 11-12-2020 11:12

İnsan haklarının temelinde insan onuru vardır

10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin kabul edilmesinin yıldönümü tüm dünyada ‘’İnsan Hakları Günü’’ olarak kutlanmaktadır. Bu günde ne yazık ki hem dünyada hem ülkemizde insan olma onurunu kutlamak yerine her geçen gün artan insan hakları ihlallerini anlatmanın üzüntüsünü yaşıyoruz.

İnsan haklarının temelinde insan onuru vardır

İnsan haklarının temelinde “insan onuru” vardır. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin yıldönümünde, insan onuru öne çıkarılamıyorsa, bir insanının onuruna uygun bir yaşam sağlanamıyorsa, barınacak bir yeri yoksa, beslenmesi yeterli değilse, sağlık hizmetlerine erişemiyorsa insan haklarına sahip olmasından bahsedemeyiz. Toplumun güçsüz bireyleri toplumun güçlü̈ bireyleriyle devletten eşit düzeyde saygı görmüyor, eşit olanaklardan yararlanamıyor ve güçsüzler devlet tarafından korunamıyorsa o devletin gücü̈ de hükümsüzdür

Bir devletin güçlü olması o ülkenin yönetiminin demokratik olup olmamasıyla ilgilidir. Bir ülke demokrasiden uzaklaşıp, yönetim taraflaştıkça bireylerin alanı daralır. Hatta ortadan kalkar. Yargının, yürütmenin denetimi altına girdiği ülkelerde bireyin temel hak ve özgürlüklerinin de güvencesi yok demektir

Eğer bir ülkede var olan bir iktidar ifade özgürlüğüne keyfiyete göre uygulamalar getirirse; muhalifler, demokrasi mücadelesi verenler, iktidarların istemediği şeyleri söyleyen akademisyenler, hukukçular, gazeteciler tutuklanırlarsa o ülkede insan haklarından bahsetmek mümkün değildir. İfade özgürlüğünün yanında insanın en doğal hakkı olan toplu eylemler şiddetle engellenir, güç̧ kullanılırsa o ülkede insan hakları ihlalleri had safhada demektir.

İnsanın en temel haklarının düşmanı olan savaş̧ ve terör neden tırmandırılıyor? Milyonlarca insanın yurtlarını neden terk etmek zorunda kalıyor? İnsanlık onurunu kıran işkence ve cezalar neden sürüyor? İnsanlık korkudan ve yoksulluktan neden kurtulamıyor, çocuklar neden güven içinde yaşayamıyor? Kadın erkek eşitliğinin neden sağlanamıyor? Neden eğitim ve sağlık haklarından bireyler eşit olarak yararlanamıyor? Din ve vicdan özgürlüğünün neden yaşama geçirilemiyor? İfade özgürlüğü neden yeterli ölçüde kullanılamıyor? Neden insanlar adil yargılanma hakkından yoksunlar. Bunları usanmadan gündeme getirmek, insan haklarını ihlal edenleri sorgulamak, evrensel hukukun yaygınlaşması için mücadele etmek ve bu hakların sadece metinlerde kalmasını değil, uygulamaya geçmesini hedeflemek hem hakkımız, hem de görevimizdir.

Ne yazık ki Ülkemizde yaşam hakkı, ifade özgürlüğü, adil yargılanma, savunma, sağlıklı çevrede yaşama, eğitim, barınma gibi en temel hakların ihlal edildiği; hemen her gün kadın cinayetlerinin yaşandığı, ilkel şartlarda düşük ücretlere çalışan isçilerin tedbirden uzak maden ocaklarında ya da denetimsiz tersane sahalarında can verdiği, yine çocukların cinsel istismar aracı haline geldiği ve buna benzer durumların, ihlallerin sıkça yaşandığı ortadadır.

Bu anlamlı günde insanlığın, insan olma sorumluluk ve bilinciyle hareket ettiği, hak ihlallerinin yaşanmadığı, “İnsanım; o zaman, insanlara karşı yapılan kötü̈ ve haksız davranışlara karşı duyarsız kalamam” düşüncesinin özümsenerek kabul görmesi en büyük dileğimdir.

İnsan kalarak yaşayanlar ve bu bilinçle mücadele edenleri sevgiyle selamlıyor, hakları uğruna can verenleri saygıyla anıyor, umutla tüm insanlığın

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günu ’nü kutluyorum.

Azize ÇEROĞLU