bizimhendek.com
Advert
Advert
Nereye kadar Dostluk
admin

Nereye kadar Dostluk

Bu içerik 17 kez okundu.
Reklam
Pazara kadar değil mezara kadar. Bunu daha ziyade futbol maçlarında slogan olarak kullanıldığını görürüz. Bu sloganı çeşitli biçimde çoğaltabiliriz. Bende bir ilave yapayım dedim ve Nereye kadar dostluk diye yazıma bir başlık attım.

Bu başlığı atmamın ana nedeni geçtiğimiz günlerde yapılan SESOB genel kurulu ile ilgilidir. SESOB başkanı Hasan Alişan bu genel kurulda rakipsiz olma sına rağmen birlikte yola çıktığı bazı arkadaşlarını yolda bıraktı. Osman Akcan’da bunlardan biri.



Şayet yanılmıyorsam Akcan ve Alişan birlikte bu işe soyundular ve yine yanılmıyorsam en az 20 yıldan beri de SESOB yönetiminde birlikte çalışıyorlar.



Yeni yapılan seçimde olduğu gibi SESOB’un bir önceki seçiminde de Akyazı’daki Odaların başkanları Alişan’la görüşmüş ve Osman Akcan’ın dışında bir başka ismi yönetime alması ricasında bulunmuştu.



O zaman Alişan kendisinden talepte bulunan hatta teklifi yapmadan önce kendi aralarında toplanarak Akcan’ın dışında bir ismi yönetime aday gösteren Oda başkanlarına Osman Akcan benim olmazsa olmazlardan biridir onun için teklifinizi kabul etmiyorum. Ben Akcan’la yola devam ediyorum demişti.



Aradan 4 yıl geçti. Yine Osman Akcan’ın başkanvekilliği yaptığı Ağaç İşleri Odası ile Akcan’ı destekleyen Terziler Odası başkanlarının dışında kalan 7 Oda başkanı yine Hasan Alişan’a giderek Akyazı’ya tanıdığı bir yönetim kurulu üyeliğini ikiye çıkar teklifini yine Alişan kabul etmedi.



Alişan 7 Oda başkanının bir yerine iki yönetim kurulu üyemiz olsun teklifini kabul etmedi ama aynı başkanlara “Eğer Osman Akcan’ı istemiyorsanız o zaman geçen dönem yaptığınız gibi aranızda bir isim belirleyin ve o ismi bana bildirin ben de yönetime alayım”  karşı teklifi yaptı.



Bu teklif üzerine Oda başkanları ve yönetim kurulu üyeleri kendi aralarında yaptıkları seçime iki aday katıldı ve bu adaylardan Şoförler Odası başkanı Hikmet Özgür rakibinden daha fazla oy aldığı için SESOB’un yeni yönetimine Özgür girmiş oldu.



Şimdi ben Sayın Hasan Alişan’a sormak istiyorum. Sorum şu; “Daha düne kadar Osman Akcan senin için olmazsa olmaz isimlerden biriydi. Peki bugün ne oldu da ondan vazgeçtin.”



Eğer Sayın Alişan bu soruma “ Diğer Oda başkanları onu istemediler onun için vazgeçtim” cevabını verirse ben de kendisine Osman Akcan’ı aynı Oda başkanları bir önceki genel kurulda da istememişlerdi ama sen “Ben ondan vazgeçemem” diye kabul etmemiştin. Şimdi ne oldu da ondan vazgeçiyorsun diye bir soru daha sorarım.



Ben Osman Akcan’ın avukatı değilim. O her yerde kendini savunabilecek donanıma sahiptir. Onun için benim avukatlığıma ihtiyacı kesinlikle yok. Sonra SESOB’un yönetimine Akyazı’dan kim girerse girsin benim için fark etmez. Ben sadece siyasette ve sivil toplum kuruluşlarında ahde vefa’ya ne olduğunu öğrenmek ve dostlukların pazara kadar mı yoksa mezara kadar mı sürmesi gerekiri öğrenmek istedim. Onun için böyle bir yazı yazma gereği duydum.



Olaya bir başka açıdan bakarsak aslında Akyazılı Oda başkanlarının SESOB başkanı Alişan’dan istedikleri doğru ve yerinde bir istek. Nedeni Akyazı’da Birliğe bağlı 9 Odanın ve 65 delegenin bulunması.



Yönetim kurulu listesine baktığımda ilçede bir ya da en fazla iki Odası olanlar bile yönetime birer kişi sokmuş. Akyazı’da 9 Oda ve 65 delege olduğuna göre yönetime iki ismin girmesi kadar doğal ne olabilir ki. Onun için Akyazılı Oda başkanlarının taleplerini yerinde bulduğumu söylüyorum.



SESOB başkanı Alişan Akyazı’dan ikinci ismi yönetime almadı ama üç ismi birden denetim kuruluna aldı. Buna bu nasıl perhiz demek lazım ama ben böyle bir ifade kullanmıyorum. Ancak bu konunun iyi incelenmesi ve iyi değerlendirilmesi lazım diyerek Akyazılı Denetim kurulu üyelerini uyarmak istiyorum.



Böylesine bir eleştiri yaptıktan sonra Hasan Alişan’ı uzun zamandan beri o kutlukta oturuyor olmasından ve bundan da önemlisi son genel kurula rakipsiz girmesinden ötürü kutluyorum.
                                                           +++++   



Dün Büyükşehir belediyesi tarafından organize edilen ve bizim belediyenin ev sahipliği yaptığı ve 1999 senesinde yaşadığımız o asrın depreminden sonra alınan, böylesine etkili ikinci bir deprem sonrasında alınması ya da yapılması gerekenleri içeren bir toplantıya katıldım ve tüm konuşulanları baştan sona can kulağı ile dinledim.



Toplantının asıl sahibi konumunda olan kısa adı AKOM olan Afet Koordinasyon Merkezi adına yapılan konuşmalar dikkat çekiciydi. 99 depreminden sonra yaptıklarını kağıt üzerinde herkesin anlayabileceği bir dille anlattılar.



O toplantıda benim dikkatimi çeken iki konuşma oldu. İlk konuşmayı Sakarya Kızılay Derneği başkanı Şaban Kaludra yaptı. Kaludra ortaya çok net öneriler koydu. Kaludra dedi ki; öylesine acil durumlarda ve afetlerde öncelikli olarak tek elden koordinasyon, sonra haberleşme, sonra güvenlik, sonra ilk yardım ve kurtarma birliklerinin ne yapacağı ve son olarak da gerek yurt iç inden gerekse yurt dışından gelecek olan yardımların nasıl dağıtılmasına ilişkin planlarımız şimdiden hazır olmalıdır. Şaban Kaludra ayrıca Kızılay’ın asrın depreminden sonra öncü haberleşme araçlarına sahip olduğunun da altını çizmeyi ihmal etmedi.



Diğer içinde önerileri olan konuşmayı ise Sakarya Muhtarlar Derneği başkanı Erdal Erdem yaptı.  Erdem böyle günlerde koordine içinde herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini ve bunu yapabilmesi içinde eğitimin gerekli olduğunu söyledi. Her iki konuşmacının ortaya koyduğu önerileri çok ciddi bulduğumu söylemeliyim.



Aynı toplantıda Valilik adına Sadi Şentürk, Hasan Tanrıkulu ve Metin Damar, Büyükşehir belediyesi adına Ömer Turan ve Murat Taşçınar’da birer konuşma yaptılar. Konunun kendilerini ilgilendiren kısımlarına iyi hazırlandıkları verdikleri bilgilerden anlaşılan konuşmacıları da beğendiğimi belirtmeliyim.



Birde toplantıya ev sahipliği yapan Akyazı belediyesinin olası bir depremle ilgili yaptığı hazırlıkları Zekai Akbaştan sinevizyon gösteriminde dinledik ve izledik.



Toplantı içeriği bakımından önemli bir toplantıydı. Konusu deprem olunca insan ister istemez dikkat kesiliyor ve yapılan konuşmaları dinlemek ve alınan tedbirlerin neler olduğunu öğrenmek istiyor.  Bende onun için yoğun iş tempoma rağmen toplantıyı başından sonuna adar büyük bir dikkatle izledim ve yapılan konuşmaları da aynı dikkatle dinledim.



Anlatılanlar, yapılanlar ve yapılmak istenenler kağıt üzerinde mükemmel. O mükemmelliği daha da mükemmel hale getirmek ise yapılmak istenenlerin hayata geçirilmesiyle olur. Onun için diyorum ki, yaklaşık iki saat süren toplantıda yapılmak istenenler kağıt üzerinde kalmasın mutlaka hayata geçirilsin. Sebebi ise böylesine etkili bir afette bir kez daha hazırlıksız yakalanmayalım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Sakarya’da MHP’li Bülbül’ün sözleri tartışılıyor
Sakarya’da MHP’li Bülbül’ün sözleri tartışılıyor
3 METREDEN BETON SU KANALINA DÜŞEREK HAYATINI KAYBETTİ
3 METREDEN BETON SU KANALINA DÜŞEREK HAYATINI KAYBETTİ